Free Cursors
deneme - Aşkın ağır gelen zaman aralığını, en mutluluk veren aralığı kadar sevmeli... - Blogcu



Aşkın ağır gelen zaman aralığını, en mutluluk veren aralığı kadar sevmeli...

21/1/2009 - BİR İNSANIN KALBİ OLMAK

Kategori: deneme

Birkaç gün önce sabaha karşı kalbimde müthiş bir sancıyla uyanmıştım ve o can havliyle bildiğim tüm nefes tekniklerini uygulamıştım biraz daha yaşayabilmek için dua ede ede…Niye biraz daha yaşamak istedim bilmiyorum ama istedim! İnsanım galiba:)

Birinin kalbi olmak? O işin en zor tarafı! çok diğil bikaçyıl önce  sevgilim ‘sen benim kalbimsin’ dediğinde nasıl da etkilenmiştim. Onun kalbi olmak ?

Yine aşk… Ölümsüz aşk...

İki gecedir nasıl yazsam diye düşünüyorum. Mesela neyi dinleyerek yazsam ya da satır aralarında soluğum kesildiğinde ne içsem? Kim sözcükleri kulağıma fısıldasa, kadın mı adam mı? Ya da herkesi susturup ben mi konuşsam?



Gün boyu yüreğimde dolaşan sözcükler, adamın sesi, kadının sesi, keman sesi…

Farid Farjad -Goleh Pamchal , keman ağlıyor!

Çok içince çarpıntı yaptığı için günlük içme hakkımı geceye sakladığım kahvem elimde… Şu satırı yazarken birden yaşlandığımı hissettim:)

Yüreğinden geçenleri biliyorum, ben de aynı şeyleri diliyorum.

Bir sabah uyansam ve her şey yoluna girmiş olsa...

HER ŞEY YOLUNA GİRMİŞ OLSA…SEN MESELA HER ŞEYİ DÜZELTSEN:)))))))))
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/12/2008 - DEĞERİNİ YİTİREN HER ŞEY ADINA...

Kategori: deneme



  

İclâl Aydın ‘Oysa ne çok şey anlatıyor gibiyim’ başlıklı yazısında ‘ Neden zaaflarıma yeniliyordum, neden tersini söylediğim halde olumsuz olanı barındırıyordum içimde, neden cesur olamıyordum kendi yaşamıma karşı, neden almam gereken acil kararları sürekli erteliyordum, neden kendimden uzaklaşıyordum?’ diye soruyordu kendine… Yatarak okuduğum yazıyı, masa başına geçerek okumaya devam ettim.

Bu soruların cevabını bulmaktan ziyade yazının devamını okumak istedim önce. ‘Neden beni yaralamak isteyenlere daha çok açıyordum sinemi?’ sorusunda irkildim.’Daha çok mutlu olmak için onlarca sebebim varken ben neden hesabını bitiremiyordum iç burukluğumun?’ satırının altını çizdim ve düşündüm.

Bitmeyen ve dinmeyen iç burukluğunun sebebi yaralanmış olmak değil midir? Acaba yaralayana olan zaafımdan mı yoksa acıya olan merakımdan mı yenilip tükendiğimi ilan etmiştim?

Okumaya devam ettim…

Yazının en can alıcı paragrafı :

‘Çünkü biliyorum ki öfke geçiyor. Bambaşka hallere bürünüyor duygular.Bir zamanlar uğruna ölürüm sandığın kişiler, olaylar, önemler, utançlar başka bir şeye dönüşüyor…Unutmak üzerine kurulu insan sistemi.Biraz susabilmeyi öğrenmek gerektiğini anladım.Kelimeler çok keskin, çok acıtıcıdır ve kan döker.Bense beni şaşırtacak kadar dövüşçü olup ortalığı kan gölüne çevirebilirim.Ucundan kıyısından ağzımdan çıkanların tesirini gördüğümden bu yana bunu çok tercih etmiyorum.Susulmuş, söylenmemiş çok şeyim var ömrüm boyunca.Oysa ne çok anlatıyor gibiyim…Her zaman frene bastım. Giderek daha çok basıyorum ve daha çok yoruluyorum.Arkamda yaralı bırakmak istemiyorum.Çünkü biliyorum yaralı insan tehlikelidir.’

Yazı bitince benim için artık hiç bir anlamı olmayanları düşündüm...

Öfkem geçeli epey zaman oldu. Bir zamanlar adına ille de aşk dediğim duygu bambaşka bir hale bürünürken içimdeki utançla önem yer değiştirmişti bile . Keskin kelimelerle kan dökmek yerine susmayı tercih etmemin bir nedeni vardı elbette…Ardımda yaralı bırakmak istemedim ilk defa.Tehlikesinden korktuğum için değil ilk kez böylesi yaralandığım için belki de.Oysa aylardır ne çok konuşuyor ve ne çok anlatıyor gibiydim söylenmemiş onca sözü üç noktayla saklamaya çalışırken…Frene basmanın ne kadar zor olduğunu ve yorulduğumu çok iyi biliyorum ama hiç pişman değilim. İnsan sisteminin unutmak üzerine kurulu olduğunuysa kabul ettim.

Şimdi hayata dair yine dimdik ayakta kalma, kan dökmeden ve can yakmadan yeniden başlama zamanı… Guguk Kuşu romanında şöyle bir pasaj vardı ‘Ben yaşarsam gerçekleri yaşarım eğer yaşamıyorsam ya da yaşanmıyorsa benim atlarım aç değil kimsenin samanını yemezler; ben sılama dönüyorum…’

Yani benim de atlarım aç değil ve kimsenin samanını yemeye asla tenezzül etmezler:)))))))


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/12/2008 - ANA DİL

Kategori: deneme

    

                                                                  
  ANA DİL (NASI YANEE!)


  Bir insan ana diliyle nasıl tanışır? Cevap çok basit, annesinin rahminde gün sayarken! Sesleri duyarlar, dilin tonuna, melodisine alışırlar. Yani boşuna hamile kadınlara rahminizdeki bebeğinizle "konuşun" denmiyor değil mi? Artık masal mı anlatırsınız, halini hatırını mı sorarsınız bilmem.

Haydi işin konuşma faslını bir yana bırakalım, ilk "yazma" deneyimlerinden söz edelim. Yine o meşhur genelleme hastalığımızın kurbanı olalım ve diyelim ki: Bu ülkede 8 yıl (yazıyla: sekiz) zorunlu eğitim veriliyor. Az süre değil. Neye ne kadar yettiği ayrı tartışmaların konusudur ama el insaf! Ayrı yazılması gereken "de" ile, "ki" ile, "mi" ile ya da, evet "ya" ile ilgili çok basit bir iki kuralı öğrenmek için ziyadesiyle yeterli bir süredir.

Sekiz yıl!

Sonra lise dönemi,

hatta üniversite,

ve hala daha,
ne zaman ayrı ne zaman bitişik bir "de" yazacağını "öğrenememiş" bir kuşak,

ve bu kuşak,
her konuda "ben oldum" havasında,

ve
ne yazık ki,
ana dillerinin onuru, umurlarında bile değil.

Ama, memleketi kurtarmak onların..

Önce dilinize sahip çıkın.. Lütfen..

Bir milleti "millet" yapan en önemli üç özelliği say deseler, biri, konuştukları, yazıştıkları, dertlerini, duygularını, düşüncelerini ve en kayda değeri, kendilerini ifade ettikleri dilleridir.

Çok özel bir not: Ben, memleketi kurtarma konusunda, terör, ideoloji, hamaset, sevgili günlük.. Her ne mihvalde olursa olsun, fikir beyan eden yazarların, ilk mektep ilk üç sınıfında öğrenmeleri gereken üç basit kuralı bile "öğrenme" zahmetine girmediklerini yazdıklarından anladığımda, beyanlarını gayri ciddi buluyorum.

Çok mu acımasız?

Hayır değil.

Önce o sözler hazırladığın memleketinin dilini öğreneceksin. Ana dilini öğreneceksin. Sen bu zahmete girmezsen, sana "k" yerine "q" kullanmanın pek bir "cool" olduğunu, selam demek yerine "slm" demenin pek bir havalı olduğunu, "gidiyorum" diye yazmak yerine hangi 'bebeğim ben daha' iteklemesiyle "gidioğğuumm" yazmanın pek bir geçer akçe olduğunu belletecek birileri her zaman çıkacaktır.

Ve sen,
"canım feda bu vatana" diye çoşarken, o vatanın dilinin kurallarını öğrenmek için kılını bile kıpırdatmayacaksın. Sonra da, kaale alınmayı bekleyeceksin.

"Yok ölee bi şeee.."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/11/2008 - Çapkınlık...

Kategori: deneme


Çapkın Erkek(Kadın)

Çapkın:

1)     Geçici aşklar arkasından koşan
2)     Cinsellik taşıyan ve hatırlatan
3)     Haylaz
4)     Okşayıcı bir söz gibi de kullanılabilir.

Demek ki, sadece sevgilisi olan ya da evli erkelerin(kadınların) partnerleri dışındaki başka kadınlar(erkekler) için ağızları ile kuş tutma çabalarının dışında bir şey bu 'çapkınlık' mevzuu.
Nasıl edinilir?
Edinilir mi yoksa doğuştan mıdır?
Bir kişilik bozukluğu mudur?
Bir hastalık mıdır?
Korunma yolları var mıdır; varsa nelerdir?
Gibi sıralanabilecek soruların cevaplarını ben bulamam herhalde! Etrafımda bol miktarda 'çapkın' insan bulunmakta. Anlatı için gerekli ve hatta fazlasıyla malzemem var merak etmeyin.
Nasıl mıdır? Okuyunuz, sıkıldığınız yerde hemen okumayı bırakın. Pek iç açıcı değil bu yazı benden söylemesi:)

Adam kişi son model arabasıyla seyir halindedir yollarda..
Hatun kişi son model arabasıyla seyir halindedir yollarda..
'Yollarda bulurum seni!'
Adamın yanında başka bir adam daha vardır.
Kadının yanında başka bir kadın daha vardır.
Hatunların arkasında bu adam kişilerden oluşmuş bir konvoy daha vardır!
Hatun kişilerin arabasında müzik son sestir. Camlar açılarak, klima etkisiz hale getirilmiştir. Günlerden Pazar da olsa makyajlar son vites, saçlar fönlüdür. Bu duruma amiyane de olsa zaman zaman 'piyasa yapmak' da denilir .Sadece ama sadece kafa dağıtmak için ya da arabayı bir vasıta olarak kullanmak için de yollarda bulunulabilir. Karıştırmamak lazım gelir. Arabada makyajlı, fönlü saçlı ve müzik dinleyen her kadın 'piyasa ' yapıyor değildir.
Adam yaklaşır arabasıyla kadının arabasına doğru.. Ve yüzyılın aşkına adım atacak anahtar kelime seçilir özenle(?)
'Bu kadar güzel iki bayan trafiğe çıkarsa tabii ki sıkıştırırlar sizi..'der adam kişi
'Eee, ne yani dışarı çıkamayacak mıyız biz!' diye cevap veriri hatun kişi....
İşte bir aşk, bir aşk başlıyor sevgili dostlarım......
Adam kişi diğer tu kaka hemcinsleri gibi değil bakınız. Bayanları sıkıştırmıyor, önlerine arabayı zart diye kırmıyor.. Ne hoş! Bir başka sokak ayırımında bu büyük aşkın kahramanları 15 dakika kadar sonra tekrar karşılaşırlar...
Adam yaklaşır arabasıyla kadının arabasına doğru..
Kadın gülümser...
Adam sorar. 'Beraber bir çay içelim mi, eğer istemezseniz sizi rahatsız etmeyip yoluma devam edeceğim ..'
Kadının yanındaki kadın 'Hayır!' der üzerine vazife olmayan bir eda ile. Adam gıcık olur sinir olur ve çeker gider aslında umursamayarak.
Veya ...
Kadın ve yanındaki kadın arasında şöyle bir konuşma da geçebilir.
'Neden hayır dedin, masum bir çay davetiydi, içseydik keşke'
'Saçmalama, sapık mıdırlar manyak mıdırlar nereden bileceğiz. Ne çayı, ne kahvesi gel geç bunları.....'
'Ama diğerleri gibi değildi baksana, nasıl da kibardı.'
'Yani?'
'Yani; kabul etmeliydik!Bir çay içecektik ya!'
'Çok salakça bir şey bu !'
öyle ya da böyle bir aşk doğacaktır.

Veya...
Adam ve yanındaki adam arasında şöyle bir konuşma da geçebilir.
'Oğlum, o ne biçim davetti. Çaydan başka bir içecek bulamadın mı!'
'Niye yahu! Çay çok masum bir içecek. İlk aklıma o geldi.'
'Aferim! Neymiş, çay içelim mi..yuhaaaaaaaaaaa'
'Gülme be oğlum, yalnız yanındaki ne gıcıktı öyle. ''Hayır!'' diye atladı salak!'
'Bence de..'
'Madem ''hayır'' ne işiniz var Pazar günü bomboş sokaklarda, laf işte. Ne yani müziğin sesini aç, camları aç, dekolte giyin, sonra da çay davetini kabul etme. İş değil bu abi! Piyasa bunlar .Boş ver! Sanki whisky içelim dedik'
'Boşveeeeeeeeer, ama kadın çok güzel araba kullanıyordu. Dişime göre bir direksiyondu.(Direksiyon, direksiyon, direksiyon sanki kadının güzelliğinden etkilenmemiş gibi yalanlara başvurulur özenle!) Biraz hız mız yapsaydık, kapışsaydık keşke. Eğlenceli olurdu. Neyse geçti artık!Hepsi o salak kadın yüzünden.'
...........................SÜRER DE SÜRER...............................................
Bar çapkınlarını anlatmaya gerek bile duymuyorum...
40 ve üzeri yaş bunalımındaki evli-barklı, çoluklu-çocuklu amcaların, genç (çıtır da denilebilir) kız tavlama ve bir an önce 'kadını' ilan etme ve bu kazançlarını(!) akşam sohbetlerinde 'geyik' malzemesi haline getirme son yıllarda daha da yaygınlaşmış bir salgın hastalıktır. Yüzyıllar öncesinin laneti 'Veba Salgını' gibi! Bu amcaların genellikle cepleri dolgundur. Zamanında erteledikleri 'hayatı yaşama' ilkesini tetikleme ancak o yaşlara denk gelmiştir. Ve gerekirse dibine kadar yaşayacaklardır kaybedilen o zamanları!İdeal eş olma durumlarından sıyrılma gibi bir endişeleri yoktur, öyle ya da böyle yeni gözdelerine kabul ettireceklerdir evliliklerini de çocuklarını da. Kabul etmeyene yol gösterilir. Avcı yaşıyorsa avını nerede olursa olsun bulacaktır ve afiyetle yiyecektir. Bir kekliği kaçırırsa başka bir ceylanı; ceylanı da kaçırırsa kaplanı bulurlar alimallah! Yeter ki, cüzdanlarını, arabalarını ve kredi kartlarını yanlarında bulundursunlar. Çok meşakkat gerektirecek bir vazife değildir nasıl olsa. .Zaman zaman kendilerini bankamatik gibi görüp derin hüzünlere kapıldıkları olmuştur ama kısa sürede bu densiz kuruntulardan uzaklaşırlar.

Müzmin bekar (çapkın) erkekler..

Bu arkadaşlar etrafta gezinen en tehlikeli erkek (kadın) türlerindendir. Numaraları komik ve anlatılmaya değerdir!
Bir kadına bağlanmaktan deli gibi kaçarlar. Arada sırada akşamları yalnız kaldıklarında bekarlıktan sıkıldıkları olur fakat kendilerine bile itiraf etmekten çekinirler.
Genel anlamda, 'Bekarlık sultanlıktır.' desturundan hareketle neşe içinde yaşarlar. Her zaman cep telefonlarında, fihristleri ağzına kadar doludur. Portföyleri asla tükenmez. Silinenin yerini aynı hızda bir başkası mutlaka alır. İş çıkışlarında evlerine yalnız gitmekten ve sabahları yalnız uyanmaktan hiç haz etmezler. İstirahat günlerini şehir dışında bir yerlerde, kahvaltı sefası ile geçirmeye bayılırlar. Hafta sonunu paylaşacakları kız arkadaşları özenle seçilmiştir. Car car olmayan, huzur veren ve baş ağrıtmayan, iki günde olsa ideal eş flamasını taşıyabilecek olanlar tercih nedenidir. Bu tür adamlarla beraber olanlar bir anda kesilen telefonlardan, cevap alınamayan çağrılardan dolayı onların öldüğünü falan düşünmemelidirler. Endişeye kapılmayın bir süre sonra size dönceeeeeeeklerdir! Ulaşamamanızdan dolayı sitemleriniz karşılığında bahane üretemezler; sıkıştırırsanız açık olabilirler. Bu da ne kadar hoşunuza gider tartışılır. Böyle bir adamla olurken bana mı sordunuz:)

Müzmin bekar (çapkın) kadınlar..

Amanın! Feminist olma olasılıkları hayli yüksek olan bu bayanlar hafif çekilmez, kompleksli ve 'cool' durlar. İyi bir kariyer yapmış olma ihtimalleri yüksektir. Girebileceğiniz 'kültür şoku' una karşı gardınızı almanız tavsiye edilir. Eğer dişine göre değilseniz anında sizden uzaklaşır. Salak ama yakışıklı olan erkek türüne hiç tahammül edemezler. Karizma olun, entelektüel çapınızı ifşa edin yetecektir. Onlardan uzun bir beraberliği sürdürmelerini beklemeyin. Mümkünse aşık filan da olmayın. Terk edileceksiniz nasıl olsa!  'Aşk böceği' olma yaşlarını geçtiklerini düşündüklerinden yalnızca uyum peşindedirler.
Acemi çapkınlar...
Genellikle gençtirler. Yaşları yaşınıza yakındır ve ruhlarını büyütmeye çalışırlar. Büyüyen bedenleri karşısında dehşete düştükleri anda saçmalamaya başlarlar. Çocukça davranırlar, şımarırılar ciddi konuları geçiştirmeye bayılırlar. 'Evlilik' kelimesinden nefret ederler. Evlenmeyi baba olma ihtimali ile örtüştürünce gece uykuları dahi kaçabilir. Sizsiz gezdikleri ortamlarda sizi unuturlar. Yeni tanıştıkları kızlara asla bir beraberliğim var söylencesine girmezler, yormazlar kendilerini. Gece her hangi bir yerde tanıştıkları bir kızla sabah aynı yatakta uyandıklarında telaşa kapılırlar. Bir an önce sevgililerini arayıp sorma komplimanlar yapma gereği duyarlar. Gece olan hiçbir an'ı hatırlamak istemezler ve kızın bir an önce evden gitmesi için dakika sayarlar. Aynı günün devamında sevgilileriyle buluşup hiçbir şey olmamış gibi davranabilirler.
2. İhtimal
Gece veya gündüz her hangi bir yerde tanıştıkları bayanla geçen gece sonrası o bayana aşık olabilme olasılıkları da vardır. Kıza sabah kahvaltıları hazırlarlar, yatağa kadar servis yaparlar,kırmızı gül tedarik ederler acilinden, işten izin alırlar veya toplantıları iptal ettirirler. Her şey insanlık için :))) Gözleri kimseyi görmez, bir an önce sevgililerine bir bahane bulup terk etme yolunu aramaya başlarlar. Arkadaşlarını ararlar 'Oğlum ben onunla ayrılmak istiyorum. Bu çok başka bir kız, süpeeeeeer,çok etkilendim, aşık bile olmuş olabilirim' gibi ufak çaplı geyikler yaparlar, yardım isterler. Sonra kız arkadaşlarına gidip, her şeyi en ince ayrıntısına kadar fütursuzca anlatırlar. Ve ayrılırlar.
Bu yazı cidden uzar lakin iş güç beni bekler dostlarım. Yalan mı, böyle işte çapkınlık..! Efendim, değil mi? Peki nasıl, siz anlatın:)))))))))))

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/11/2008 - Bitişler hayatınızın ışığını gösterir...

Kategori: deneme




İşte Bu.

Çok özledim yazmayı.Bugün pozitif elektrikli bir günümdeyim, bu fırsatı kaçırmayıp, bir iki satır yazmak istedim.

Aşktan, umuttan, kendinden vazgeçmiş insanları düşününce, onlar adına üzülüyorum.Oysa; Aşktan , umuttan hele de kendinden vazgeçmek nasıl da hastalıklı bir hadise .Bu aralar epey yaygınlaştı ’Vazgeçtim, artık sevemem , bitmişim meğer! ‘ gibi ifadelemeler.Niye bitiyoruz, niye vazgeçiyoruz? Geçmişin izlerini omuzda taşıyarak, mide kramplarına girmenin ne alemi var!(Omuzda taşınan yük, mide krampına sebep midir? Bilemiyorum ama benim midem ağrırdı.) Gittiyse gitti, bittiyse bitti. Artık ayrılıkların yazarı olmak hoşuma gitmiyor.Yeni umutların,yeni heyecanların yoklamalarını yazmak istiyorum.
Aşktan anlamayan, aşkı esir edip boğazlayan insanlar tanıdım.Bu mudur aşk!! dedirten saçma sapan kimlikler gördüm.Her zaman dediğim gibi, kimileri ‘vardı.’ larım arasından kimliksiz kaydııı gitti işte!Bu nasıl pozitif elektrik demeyin, birazdan pozitif elektriğimi sizlere emanet edip gideceğim.Eee, emanete de iyi bakılır bilmem anlatabildim mi..
Hayat o kadar sürprizlerle donanmış ki, kimin ne zaman karşınıza çıkacağını ve yaşadığınız duygusallığın ne ile noktalanacağını bilmek mümkün değil.Biri gider biri gelir mantığında değilim ama,mutlaka biri gidince, bir yerlere gizlenmiş, bir deniz feneri yolunuza ışık tutacaktır .Öyle pembe gözlüklerle, ayaklarım bir karış havada geziyor falan da değilim.Yalnızca, kan kusmaktan,hayatın zehrini ikram olarak kabul etmekten bıktım artık! (Kendimi savunur gibi oldu ama .)Değene değerince, gidene kaldığı sürece paha biçmeli.Eski sevgiliden dostta, düşmanda olmaz!
Yeni birini tanımak, tanıdıkça sevmek dünyanın en güzel duygularından biri.Hadi fırsat verin kendinize ve karşınızdakine..Yanı başınızda, elinizi uzattığınız anda yanınızda olan bir Gönül insanınız var ise ,ona sevginizi bir kez daha ifade edin hem de hemen, eğer yok ise bakın çevrenize ne güzel cevherler var ,Ama sevdanın adam gibisini asilini yaşamalıyız! Bu altın kuralımız.Hoşça kalın.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"hiç bir zaman karakterlerimin hüzünlü olduklarını düşünmedim. Tersine yaşam dolular.trajediyi seçmediler, trajedi onları seçti"Juliette Binoche
html kodları



More Cool Stuff At POQbum.com


tracker

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....





Sik kullanilanlara ekle
Kategoriler

-------DUYURULAR-------

AFFINA SIĞINIYORUM BİNNUR ABLA BÜTÜN TEŞEKKÜRLERİM SANA...MUTLU KAL HERZAMAN...ÇIK GİT BU GÜN KALBİMDEN...

-------DUYURULAR-------

htmlkodlar.net

İlgili aramalar: amatör - tuna tabu (yanmalısn) -  tuna -  tabu
İlgili aramalar: müzik - tan - aşkım aşkım -  tan -   aşkım -   aşkım
İlgili aramalar: müzik - nev dem -  puf -  puf -  puf
İlgili aramalar: amatör - ele inat! ! ! -  yorum -  bekliyor -  bu -  slayt
İlgili aramalar: amatör - fikrimin ince gülü -  fikrimin -  ince -  gulu
Blogdostlarım
meleklerimizvebiz
özgün İnce
yasar ceylan
Asya EYLÜL
busonsavasim
sawyerindunyasi