Free Cursors
hikaye - Aşkın ağır gelen zaman aralığını, en mutluluk veren aralığı kadar sevmeli... - Blogcu



Aşkın ağır gelen zaman aralığını, en mutluluk veren aralığı kadar sevmeli...

28/7/2008 - İSİMSİZ BİR ÖYKÜ -SON BÖLÜM-

Kategori: hikaye

...

Bir akşam yemeğinde karşılaşma:

Bugün karşılaştık. Önce hüznünle konuştum sonra seninle…Sen telaşla kesik kesik cümleler kurarken ben anılarımla aldatılmışlığımın düğümünü çözmeye çalışıyordum.Yanında dostların varken kibarca selamlaşmaktan başka çarem de yoktu.

Evimin kapısından içeriye girerken telefonuma mesajın geldi.
‘ Sensizken saçmalıyorum; eğer istiyorsan sen bir adım at. Tükendim artık’ yazmışsın. Tükenmişliğine sarılıp yalnızlığa alışacaksın öyleyse! Çünkü artık hayatında olmayacağım. Meğer hep lekeliymiş bu aşk…

Mesaj yerine e-mail yazmak daha mantıklı. Bildiklerimi öğreneceksin!

‘Bensizken saçmalamak mı? İlişkimiz boyunca beni nasıl aldattığını ve ne aradığını anlatsana! Telefonda sesini duyup huzurla uykuya daldığım gecelerde ‘tehlike atlatıldı’ diyerek koşuyordun başka kollara değil mi? Ne kadar cesurmuşsun ve ben ne kadar güvenmişim sana ! Ne acı.’

Sessizlik ve uyku.

Bak bu sabah e-mailini hiç ürkmeden açıyorum :


‘Çok yazık, hakikaten çok yazık! Seninle birlikteyken arayış içinde olmak seni aldatmak öyle mi? Sana olan sevgimi sana bile tartıştırmam. Ben sevdamı basit ve aşağılık hale getirmedim hiçbir zaman.

Sen istediğine inan, kendini benden uzaklaştırmak için ne yapacağını şaşırdın.Bilmeden anlamadan yargıladın, infaz ettin; helal olsun.Bu ne acı, demişsin ya sen şimdi hançeri aldın
gözümün içine bakarak yüreğime sapladın.

Dün akşam seni gördüğümde elim ayağıma dolaştı, nasıl sevgi ve hasretle sana baktım. Yanımda olan dostlarım bile , bu sevgi kolay bulunmaz onu kaybetme, dediler.

Ben defalarca sana haklı olduğunu seni kırdığımı ama çok sevdiğimi bir şansa ihtiyacım
olduğunu ve seni çok mutlu edebileceğimi söylemiştim. Sana eksiksiz bir hayat verebilmek için delicesine çalışmak koşturmak hataymış.Zaman ayırmadığımı, zor günlerini paylaşmadığımı öne sürerek beni terk ederken de çok duygusuzdun şimdi de aynısın! Hala mağrursun aman şüphen olmasın ve hala çok güçlüsün. Gücün ve o her zamanki mağrur tavrınla hayatı paylaş artık ne diyeyim.Yoruldum gerçekten çok yoruldum ben artık. Bir yıldır sessizliğinle, hiçbir feryadımı duymamanla da övünebilirsin.Çekiliyorum hayatından!

Seni hiçbir zaman aldatmadım! Sana kim ya da kimler neler söylediyse Allah onları bildiği gibi yapsın. Sensizliğin acısıyla kıvranırken sana yalnızca bir kere beni kaybetmenin acısını yaşatmak için ‘sevgimize ihanet etmeye gidiyorum’ diye mesaj yazdım doğru ama yapamadım.Önyargılarına öyle sarılmışsın ki bu yazdığıma da inanmazsın bilirim. Her zaman bana sarılmak yerine önyargılarına sarılmışsındır zaten sen! Neye inanmak istiyorsan ona inan artık, ben kendimi biliyorum.

.
Boş ver sana bunları ne anlatıyorum ki bir zamanlar benim adamlığım üzerine söz söyletmeyen sen şimdi bana neler söylüyorsun.Zaten yaram kanıyordu, öyle bir kanattın ki
bu sefer ölümcül oldu.

ELİNDEKİ HANÇERİ HİÇ BIRAKMA CANIN SIKILDIKÇA SAPLARSIN, GERÇİ BENDE DAHA KANATACAK YÜREK BIRAKMADIN. HEM ÖLÜLERİN CANI HİÇ ACIMAZ!’

İnkar! En güvenli sığınaktır bazen. Öfkem yüreğini kanatmış evet…Zehir zemberek sözcüklerle kurduğun bu cümleleri yazarken ellerinin hiç titremediğinden öyle eminim ki. Oysa şu an sana göndermeyeceğim bu satırları yazarken benim ellerim titriyor. Cevapsız kalıp hayatından tamamen çekileceğimi çok iyi biliyorsundur.Bu hayatta beni en iyi tanıyan insan sensin, haklısın. Aldatıldığımdan bu kadar eminken içimdeki o kocaman aşkı söndürmeyi başarırım ben.Sana asla dönmeyeceğim!


Son zamanlarda ne çok konuşur oldum.Tüm dostlarıma beni aldattığını anlatıyorum. Bir yılın sessiz çığlıkları senden nasıl nefret ettiğimi bağıra çağıra anlatmakla el değiştirdi. Acıyarak bakıyorlar gözlerime. Bana ilk kez acıyor insanlar!

Yeni haberlerini alıyorum! Bir dünya kurmuşsun. Benimle gittiğin mekanlara yeni sevgilinle el ele girişini anlatıyorlar. Gülümseyerek dinliyorum aşk nağmelerini. Kabuğunu çabuk kırmış başka bir yürek… Dediğin gibi hala güçlüyüm. Hiç üzülmüyorum ve duygusuzum!

Hastalık…
Yakama yapışan ve beni yatağa mahkûm eden bitmeyen çile… Hareketlerimin yavaşlaması, konuşurken bile dermanımın kalmaması…Sana dair kimseyle konuşmuyorum. Yine de etrafta senin mutluluk haberlerini bana yetiştiren insanlar var. Gülümsemeye devam ediyorum. Yataktan kalkar kalmaz bu şehri uzun süre terk edeceğim.

İyileştim ve dediğim gibi bu şehri uzun süreliğine terk ediyorum.Az evvel bizim 'cennet' isimli öyküyü okudum.Yine gülümsedim.Öykünün finalini okur okumaz dostumu aramışsın.Hayatımda biri mi var diye merakla. Hayatımda biri yok; çünkü benim kabuğum hala çok sert!

Bu sabah senden çok uzaklarda bir kentte ‘okyanus odasında’ uyandım. Yüreğimi yokladım içimde koca bir sen! Kilometrelerce uzağındayken seni merak ediyorum ne tuhaf! Oysa aynı havayı soluduğumuz kentte nasıl da soğumuştum senden, senli anılardan ve aşktan.

Başka bir kadının gözlerinin içine bakıp’ seni seviyorum’ diyen sesini düşündükçe nasıl da korkuyorum seni yeniden sevmekten! Burada her sabah denize emanet ediyorum göz yaşlarımı.Az konuşuyor çok düşünüyorum nedense. İçimde koca bir sen!

Her gün e-mailime bakıyorum. Sessizliğin canımı yakıyor. Sahi seninde mi canın böyle yanmıştı ben sessizken? Artık her geçen gün seni anlamaya başlıyorum işte. Kalan olmak ve acıyı dillendirmek ne zormuş. Hatta en zoruymuş!

‘Masal Prensesine’ başlıklı e-mailin geldi bu sabah…Şaşkınlık ve heyecan içinde açamadım bir süre.Hayır olsun? Sessizliğini bozdun…


‘Hastalanmışsın!
Ayrılığımız sonrası bize dair pek çok konuyu seninle paylaşanlar, bize dair yorum yapanlar, biz ayrıldıktan sonra anlayamadığım şekilde seninle yakın olanlar, ayrılığımızın keyfini çıkarırcasına arkamdan konuşanlar, ısrarla seni aldattığımı söyleyip bunu malzeme yapanlar ve bundan haz duyanlar, benim seninle ilgili hassasiyetimi çok bildikleri halde ‘çok ağır
hastalandı ölümden döndü’ demediler. Haberim olmadı!
Sanki bizim ayrılığımızdan garip bir haz alındı. Basit bir ilişkiymiş gibi davrandılar. Seninle ilgili ne zaman bir soru sorsam ya ‘sana ne!’ dediler ya da sorduğum sorumu duymazdan geldiler.

Şunu bil ki herkese ve her şeye rağmen bu derece hasta olduğunu bilseydim, yanında olurdum ve beni kimse durduramazdı. Her şeyden önemlisi senin sağlığın. Bu arada herkesin sana hayran olmasına şaşırmamak gerek çünkü ben de senin bir hayranınım bunu hiç unutma.

Kim ne derse desin ve ne yorum yaparsa yapsın seni çok sevdim. Sen benim kalbimdin.
Ne zaman bana ihtiyacın olursa dağları deler gelirim.
Sen hep iyi ol. Geçmiş olsun.’

Ne hissederek yazdın acaba bu e-maili? İçimde koca bir sen, diye diye bu kentte soluk alırken gelen bu mailin tesadüf olamaz. Zamanı kaçırdık maalesef. Şimdi nedense kim suçlu diye düşünmekten ziyade kim daha çok özlemiş, diye geçiriyorum içimden. İyi dileklerin için teşekkür ederim sevdiğim. Sevdiğim?

‘ E-mailin için teşekkür ederim. Ne olursa olsun hastalandığımı duysaydın yanımda olacağını biliyorum.Bu anlamda sana hiç kırılmadım. Evet kötü bir dönemdi ve dibe vurmuştum. Çok güçlü değilmişim demek ki:) Her neyse artık çok iyiyim ve geçti.
Ben de seni çok sevdim. Hep mutlu ol.’

Bir zamanlar mutluluk hayalleri kurduğum adama başka bir kadınla mutluluklar diliyorum. Son sözün alt metninde ne bir kinaye ne de bir sitem var. Sahiden mutlu olsun ne diyeyim. Vedaların asaletine inanmış biri olarak bu aşkın böyle noktalanması iyi bile oldu.

Uzun bir tatil sonrası evimdeyim. İşimle gücümle ve geride bıraktığım hayatımla ilgilenme zamanı…

Telefonum çalıyor. Arayan ‘O’. Açıyorum. Arada sırada da olsa beni arayıp sesimi duymak istediğini buna izin verip vermeyeceğimi soruyor. Elbette, diyorum dostça konuşuruz biz hiç düşman olmadık ki.

Telefonu kapatınca düşünüyorum uzun uzun. Eski sevgiliyle dost olmak hele de içimden söküp atamadığım eski sevgiliyle? Ben değil miydim ‘dostuz’ deyip görüşen eski sevgilileri hiç anlamayan!


Yarın doğum günüm…
Gece saat yirmi dördü bir geçe arıyor doğum günümü her yıl olduğu gibi ilk kutlayan olmak istediğini söyleyerek…Dostça teşekkür ediyorum.

Kızlarla buluşuyoruz doğum günümde. Söz ona geliyor, anlatıyorum son zamanlardaki aramalarını.Dostuz ama bakmayın öyle, diye de ekliyorum..Gülüyorlar. Evime girmeden önce yine arıyor.Son kutlayan da ben olayım istedim, diyerek.Neler oluyor? Yine acı çekeceğim biliyorum!



Sık sık arıyor artık rahat rahat. Soramıyorum – bildiğim- hayatının nasıl gittiğini. Yıllar geçti, diyor son telefon konuşmamızda. Farkındaysan kopamadık bunca şeye rağmen birbirimizden. Ne olacak bilmiyorum ama yokluğunda da hep yanı başımdaydın bunu bil.Seni çok sevdim ben çok, diyor.
Konuşamıyorum yine.

Uzun uzun düşündükten sonra hayatından sessiz sedasız çıkmaya karar veriyorum.Kurduğu ve benim ona soramadığım dünyanın merkezinde yaşamadığını bildiğim halde çekip gitmek istiyorum.Telefonlarını, e-maillerini cevapsız bırakma zamanı. Arıyor; açmıyorum.Arıyor; meşgul tonu vererek reddediyorum çağrılarını…

Yıllar geçmiş sahiden…Bunca zaman içinde onun sevgisinden, öfkesinden ve hüznünden nasibimi almışım.Düşünüce ve yalnız geçen bunca yılın hesabıyla yüzleşince önümdeki yılların da bu karmaşayla geçeceğinden eminim artık.

Eğer bir ömrü benimle yaşamayı sahiden istiyorsa uğraşır. Telefonla aramaktan çok daha net ve daha kesin yollar var önünde. Bir gün karşıma çıkıp içinde kalan ve bana anlatmayı istediği her ne varsa anlatana dek onu yok saymaya mecburum.


Sıkıntılı günler ama aşka dair sıkıntılar değil. Hayata dair…Dostumla akşam yemeğinde buluşuyoruz. Bak biraz hava almış oldun; uzun süredir evden çıkmadın. Hava da çok güzel, diyor. İyi oldu sahiden, derken başka bir dostumuzla karşılaşıyoruz. Kısa süren bir selamlaşma sonrası, nişanlandı, diyor. Kim, diye sormuyoruz bile…Öyle mi mutluluklar ne diyelim, diyorum sessizce.

NİŞANLANMIŞ!


Dostuma dönüyorum. Bak ne güzel hava almış oldum bunca sıkıntıdan sonra şu habere bakar mısın, diyorum gözlerim dolu dolu. Şaşkınım! Bir an önce evime gitmek ve kendimle baş başa kalmak istiyorum.


Evimdeyim.

Şimdi ne düşüneceğimi bilmiyorum.Bu son satırlar nasıl bitse? Düğününü hayal ettim az evvel. İçime bir bıçak düştü ve içimdeki o koca seni öldürdü. Şimdi bir ölünün ardından yakılan ağıtları dinleye dinleye ağlıyorum. Sabaha kadar da ağlayacağım.
Göz yaşlarım tükenince uykuya dalıyorum.Uyandığımda telefonum çalıyor. Arayan SEN! Ne söyleyeceksin bana Allah aşkına? Şimdi telefonu açıp sana ne diyeyim ben? Artık nehirler akıtsan kurak topraklarıma ne çare!

GERÇEKTEN BİTTİ VE SEN ÖLDÜN! HEM ÖLÜLERİN CANI HİÇ ACIMAZ, DEMİŞTİN DEĞİL Mİ? BENİM CANIM DA HİÇ ACIMIYOR...


Ve son sözler:

Aynadan çekti gözlerini kadın. Yüzünü yıkadı, titreyen ellerine baktı uzun uzun. Sahi bu öykü benim öyküm, dedi sessizce…BU ÖYKÜ BENİM ÖYKÜM! İnsan kendi öyküsünü yazıp son noktayı koyunca çekiyor gözlerini aynadan…

Birileri kuşkusuz erdi muradına…Gökten üç elma düşsün istemedim o sebeple düşmedi. Bu öykünün yazarı bensem bu kadarına da hakkım olsun yani:):)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/7/2008 - İSİMSİZ BİR ÖYKÜ -2-

Kategori: hikaye

Hayattan nasıl da bıkmış.Ona, hayat belki yollarımızı yeniden çakıştırır kim bilir? Beni gerçekten seviyorsan, güçlü ol ve hayata sarıl lütfen, diyorum ama ya benim hayattan bıkmışlığım? Ne çok yaralamışız farkına varmadan birbirimizi. O, yüreği her kanadığında aşkını, özlemini anlatabiliyor bense susuyorum. Gitmek daha zormuş anlıyorum; gitmek ve susmak en zoruymuş hatta!

Cevabı gecikmiyor.Ürkerek açıyorum e-mailini:

‘Hayat belki bir gün yollarımızı çakıştır öyle mi! Boş versene! Bana olan sevgin öyle zedelenmiş ki sen bana dönmezsin artık. Bu hayatta her şeyle savaşırım ancak sensizlikle savaşamıyorum.Bu psikolojiyle kimseye faydam yok zaten.Anlayacağın hiçbir şeyin önemi kalmadı.Kendine iyi bak.Mutlu ol.’

Anlamadın sana olan sevgimi bu gidişle de hiç anlamayacaksın. Ne yazayım şimdi ben sana , bu satırların karşısına çıkacak satırlarım yok ki. Kimseye faydam yok, diyerek hayattan çekilmek sana yakışır mı? Sen hayattan çekilince ben, o senin bıraktığın hayata tutunur muyum sanıyorsun? Ne cevap yazılır ki?

Susmak bazen en büyük çığlık. İçimde sonsuz bir uçurum...Varlıkla yokluk arasında huzursuz geceler…Mutluyum bitmeliydi, derken gözlerimi kaçırıyorum gözlerden…Kimseye itiraf edemediğim kırgınlıklarım, özlemim ve ben… İlişkimiz boyunca incindiğimi fark edemedin çünkü hiç dile getirmedim.Mesele de burada ya zaten. Boş ver! Şimdi bu sessizliğimi bozar, bu bıçak açmaz dudaklarımı sözcüklere açar mıyım artık ? Evet çok üzdün beni! Bir süre daha yalnız kalmalıyız derdimizle baş başa …Üzgünüm sevgilim!

Ardı ardına gelen e-maillerine, cep telefonu mesajlarına karşı susmak…İçim yana yana okuyorum hepsini. ‘Bu geceden sonra sana, bana geri dön, diyemem artık.Sevgimize ihanet etmeye gidiyorum.’ mesajını okuyunca bu güne dek sessizliğimin içini nasıl yaktığını ve nasıl tükendiğini daha iyi anlıyorum.Demek başka bir tende arayacaksın tenimin kokusunu? Kime gidiyorsan orada bırak aşkımızı olur mu! Sevda sözcüklerine karşılık veremeyen bu parmaklar ihaneti ilan eden şu satırlarına dokunur mu sanıyorsun? Sana ‘gitme’ der miyim? Git, sevgilim git ve unut bizi…

Bir yıl geçmiş…
Bu zaman zarfında geçmişimize bize dair neler öğrendim! Meğer sen aşkımızı ilişkimiz boyunca da hep bir yerlerde bırakıp çıkıyormuşsun . Şaşkınım! Aldatılmış her kadın gibi gözlerime gri bulutlar indi; artık güneş açmasını hiç bekleme. Aşk bahçemdeki tüm menekşeler de soldu biliyor musun? Sırasını bekleyen öfkemin dile geliş anındansa korkuyorum, umarım bana bir daha özlemden ve gerçek aşktan bahsetmezsin…

Tam da 'bahsetme' derken yine aşk mesajların yağıyor telefonumun ekranına… Yüreğimi susturmayı başardım; şimdi müsaadenle öfkem yüreğini kanatacak!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/7/2008 - İSİMSİZ BİR ÖYKÜ -1-

Kategori: hikaye

Gözlerimin içine bakıp, son kez bizi yazar mısın, diyor

Yazarım ama artık üzülmeyeceğine söz verirsen…

Üzülmek mi! Saçmalama ben hiç üzülmem, ağlamam, kırılmam, incinmem ki.Aslına bakarsan android bile olabilirim, diyor gülerek.

Eyvah, diyorum içimden. Eyvah!

Yazarım, dedim ama galiba başaramayacağım, derken vereceği tepkiden çekiniyorum.

Yazmanı çok istiyorum; lütfen yaz, diyor sessizce.

Cennet, gibi olacak ama biliyorum. Okudukça daha fazla üzülmeyelim diye sileceğim.

Cennet, diyor içini çekerek bizim yarım kalan öykümüz…Sildin ama ben satır satır ezberledim o öyküyü hem insan kendi öyküsünü unutur mu! Yine mi öykü yazacaksın, adı ne olacak? Bakma gözlerime söz veriyorum üzülmeyeceğim yahu!

Bilmem, diyorum yazmayı kabul etmişliğime şaşırarak ekliyorum. Öykü mü yazayım?

Evet, öykü olsun adı daaa…derken bölüyorum sözünü

İsimsiz bir öykü, olsun adı.

Tamam, diyor. Sen nasıl istersen ama neden ağlıyorsun ? Bu öykü benim öyküm ağlayacak biri varsa o da benim…

Doğru, diyorum gülümseyerek bu öykü senin öykün ağlamıyorum tamam.BU ÖYKÜ SENİN ÖYKÜN…

Bu arada sana bir defter vereceğim o defterde onun bana yazdığı , benim ona yazdığım hatta yazıp gönderemediğim satırlar bile var. Öyküyü yazarken belki işine yarar, bu defteri de bana geri verme. Sende kalsın olur mu? diyor.

Peki, diyorum peki tatlı cadı…

Hala, ağlayacak biri varsa o da benim bu öykü benim öyküm, diyecek kadar güçlü durmaya çalışıyor.Solgun benzi; titreyen elleri; ağlamaktan şişmiş göz kapakları, çatallaşmış sesi…

Aşktan korkuyorum yanından ayrılıp evime girdiğimde.Aşık olmaktan aşık olup ayrılmaktan korkuyorum. Defteri çantamdan çıkarıp okumaya başlıyorum.Okudukça bizlere anlatmadığı ne çok şey varmış, diye geçiriyorum içimden ne çok anıyı biriktirmişler oysa hiç anlatmadı bu kadarını .Yaşadıklarına üzülüyorum; içim yanıyor hatta.

İsimsiz bir öykü, yazacağım şimdi. İsimsiz bir öykü…Acilen bir fincan kahve…

Ayrıldık…Ama şarkıdaki gibi elbet bir gün kavuşacağız. E-mailini okudum bu sabah.

‘Seni seviyorum, diyebilmeyi, ellerini tutmayı, gözlerine bakabilmeyi ve bunların bir ömür devam etmesini çok isterdim. Ama gördüm ki bir sevdayı mahvetmişim; halbuki bir masal gerçek olmuştu.Her geçen gün içim çürüyor, kendimi bu hayata ait hissetmiyorum artık.Sana olan sevgim ve kendime duyduğum nefret bir arada fazla yaşamaz.Sensizliğe katlanamıyorum.
Renkler kayboldu. Biliyorum seni çok üzdüm ve benden ayrı kalmak istemen de çok doğal, sen çok iyi şeylere layık, çok özel birisin. Seni üzdüğüm, kırdığım için ve sevgine layık olmadığım için üzgünüm.
Sensizliğin acısına dayanamıyorum! Çektiğim acıyı tarif edemiyorum.Seni hep sevdim ve yaşadığım sürece de seveceğim.Yaşamak, derken bitkisel hayatta makineye bağlanmış gibiyim.Bence artık fişi çekmenin zamanı geldi.
Seni her şeyin ötesinde seviyorum hiç unutma, son kez sana benim güzel prensesim, dersem kızmazsın umarım.
Güzel prensesim, hep mutlu ol.
Hoşça kal.’

Sana kızmak mı? Seni nasıl sevdiğimi bilmiyorsun işte. Eğer bu ayrılık sürecini sevgimizi eksiltmeden ve en önemlisi eskitmeden atlatabilirsek sonsuza kadar seninim zaten. Ruhunu yumuşatacak sözcükleri yazamıyorum sana…Ne bitkisel hayatı, bu sözler de nerden çıktı sevgilim? Seninle yaşayacağımız kocaman bir ömür var daha önümüzde.
Çok yorgunum hem de tahmin edemeyeceğin kadar yorgunum.Yaşadığım sürece ben de seni seveceğim…Beraber yaşlanacağız inan bana beraber yaşlanacağız…(Gönderilmeyen satırlar)

Şimdi e-mailine el-cevap:

‘Merhaba,
E-mailini şimdi okudum.Bu nasıl hayattan vazgeçiş, sen böyle düşünecek bir insan değilsin. Bu şekilde inan beni daha çok üzüyorsun.Ben de çok zor günler geçiriyorum o zaman senin dediğin gibi fişi mi çekeyim! Yaşamak için sebeplerimiz var unutma…Hayat belki yollarımızı yeniden çakıştırır kim bilir? Beni gerçekten seviyorsan hayata sarıl ve güçlü ol lütfen…’

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"hiç bir zaman karakterlerimin hüzünlü olduklarını düşünmedim. Tersine yaşam dolular.trajediyi seçmediler, trajedi onları seçti"Juliette Binoche
html kodları



More Cool Stuff At POQbum.com


tracker

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....





Sik kullanilanlara ekle
Kategoriler

-------DUYURULAR-------

AFFINA SIĞINIYORUM BİNNUR ABLA BÜTÜN TEŞEKKÜRLERİM SANA...MUTLU KAL HERZAMAN...ÇIK GİT BU GÜN KALBİMDEN...

-------DUYURULAR-------

htmlkodlar.net

İlgili aramalar: amatör - tuna tabu (yanmalısn) -  tuna -  tabu
İlgili aramalar: müzik - tan - aşkım aşkım -  tan -   aşkım -   aşkım
İlgili aramalar: müzik - nev dem -  puf -  puf -  puf
İlgili aramalar: amatör - ele inat! ! ! -  yorum -  bekliyor -  bu -  slayt
İlgili aramalar: amatör - fikrimin ince gülü -  fikrimin -  ince -  gulu
Blogdostlarım
meleklerimizvebiz
özgün İnce
yasar ceylan
Asya EYLÜL
busonsavasim
sawyerindunyasi